Tamamen mi? Bi' Gunlugune mi? Son teknolojiye ayak uydurmayı başarabildiği halde sürekli eskiyi tercih eden bir insan evladı olduğumu her defasında vurgularım. Bu mevzu gerek kitaplarda olsun, gerek filmlerde gerek müzikte, gerekse de fotografide hep aynıdır. Bu yazıda da sayılanların dışında bi' şeye değinmek istiyorum: ateri oyunları Şimdi efenim, kimimizin "atari", kimimizin "ateri" kimimizinse "hateri" diye atlandırdığı bu 8 bitlik güzide konsol oyununa diğer milletlerde "NES" deniliyo. Ama bu durum benim için genel kü
Umuda Talim. İhtimallerin, umutların kafamda büyüdüğü zamanlar yaşarım. Özellikle şu yazmadığım, yazamadığım dönemlerde bolca oldu bu. Hayatın sabah kalkıp; okula gitmek, geldiğimde salça ekmek yiyip, uyumak, ders çalışmaktan ibaret olduğu zamanlar. Annemle izlediğim diziler sırasında, kafayı yediğimi, kafayı yerken yanında mandalina, elma ve bilumum meyve ve çerezler tükettiğimi de fark edebiliyorum. Ezel'le başlayan haftaiçi Hanımın Çiftliği'yle s
Atan Alir Kim oynamadı ki? Yaşamın en güzel anlarından biridir her erkek çocuğun, hatta bazı kız çocuklarının. Taştan kalelerimiz vardı bizim, direk üstü tartışmalarımız. Atan alır kuralı vardı. Endüstriyelleşmemiş futboldu bizimkisi. Farklı sokaklar ya da mahallelerle maçlarımız vardı. Hangi sokak daha düz ve kızanı az ise orada oynanırdı. Home Away kültürünü yenebilmiş tek gerçektik biz. Maçı her zaman dostluk kazanırdı, de&
Bir Takim Yasanmisliklar Abi ne diyeyim, nerden başlayayım bilemiyorum. Bizim nesil garipti, şimdi onunla bununla assasin's creed, ( hadi deus ex'i de karıştırayım) deus ex ile red alert 2 oynamak için bilgisayarı format manyağı yapmazdan önce kendi kendime vakit öldürgeç sistemlerim vardı. Çok düğmeli teyplerin hastasıydım, başlarına geçip pilotculuk oynamaktan mütevelli. Bunlardan daha birkaç ay öncesinde evde kıçımın altına sandalye koyup, elimde direksiyon diye tencere kapağı, diğerinde vit
Rutin Durakta beklemeye başladıktan on dakika sonra gelmişti otobüs. 129T, yıllardan beri kullandığım bir İETT bug'uydu. Zira Kozyatağı'ndan Taksim'e kadar gidiyor ve sadece tek akbil basıyordu. Ve en önemlisi patates kamyonu gibi yolcu taşayabilen bir körüklü otobüstü. İki basamağı çıkıp şöförle karşı karşıya geldim, pasomu önceden hazırlamadığım için cüzdandan çıkarıp bastım. Hayli zaman aldı ve şöför söyleniyo
Sandvic Dedigin Size saksıda büyüdüğümü söylemiştim. Her şeyin en iyisini öğrenmem gerekliliğiyle ilgili çeşitli psikolojik zırvalarla ve yoğun bir aile baskısı altında büyüdüm. Büyüdüğüm zaman ve mekan şartlarını göz önünde bulundurursak bu gerekliydi sanıyorum, aynı şartlar altında bulunan bir ebeveyn olsam ben de aynı şekilde davranabilirdim. Ama o yaşlarda, bu tavır ve davranış aşılayışlarının bugün nas&